POLONEZKÖY
12 Ocak 2011 Çarşamba
Bilgisayardan uzaklastırmak için kağıt kalemlerle haşır neşiriz son günlerde. İsimlerimizi artık bakmadan yazabiliyor.
Köfte yağmurunu izlerken kendinden geçen Elif. Yine bilgisayar bağımlılığından kurtarmak için aldığımız CD lere tahminimizden fazla ilgi gösterdi Elif. Bu sefer de film bağımlısı oldu sanırım.:)İzleye izleye ezberlemiş de, konuşmaların çoğunu birkaç sn. öncesinden söylüyor. Film arşivinde şimdilik; Oyuncak Hikayesi 1, 2, 3, Köfte Yağmuru, Yukarı Bak, Cesur Civciv, Sevimli Canavarlar, Sünger Bob ve Ratatuy var.
Ve Ömer Yumurcak'ta:)
Yumurcak'tan an çekim için Ömer'i almaya geldiklerinde ablamlardaydık bizde. Hasta olduğu ve bizi, daha doğrusu Umut'u bırakmak istemediği için çok söylene söylene gitmişti.
Dilinin dönmediği kelimelerden birkaçı daha;
mayonez-maniyes
ceket-geçet
utangaç-utancak
CD-sildi
yakmak-yandırmak
düzeltmek-güzeltmek
kucağına-duççana
eskiden-eksiden
toy story-dostoori
4 Aralık 2010 Cumartesi
29 Kasım 2010 Pazartesi
Timas'in 'mini masallar' kitaplarini cok sevdi Elif. NT'ye her gittigimizde evde olmayanlardan secip secip aliyor. Seriyi tamamlamak uzere. Kitaplardan birinin adi, "Tonton ve Arkadaslari" Ali Bey ve kulubesi var.. Ama Elif kitabi her eline aldiginda okumaya baslamadan birkac saniye dusunuyor, (okumaya baslamadan derken, bizden dinleye dinleye artik nerdeyse hepsini ezberledi!) sonra kadar veremeyip bana soruyor; "Anne yaa, Ali Bey'in kulubesi miydi, Kulu Bey'in alibesi mi?":))
Bulent de kucukken Asuman adinda bir hemsireye pansumana gitmis. Ama Asuman Hemsire mi pansuman yapiyor, Pansuman Hemsire mi asuman.. karistirirmis:)) Babasinin kizi!
Kitaplarindan birinin adi da "sincap nazik" Elif'in degisiyle; "simcak zanik":)
'Zayif'a 'yavız' diyordu. Gecenlerde kafaya taktim dogrusunu soyletecegim diye. Defalarca heceleye heceleye tekrarlattim. O gunden beri zayifa artik 'davız' diyor:))
Kendisine karsi o kadar hosgorulu ki.. Gecen gun yemegini yerken meyve suyunu oldugu gibi doktu, ne ust bas kaldi, ne masa, ne hali.. Benim birseyler deneme firsat vermeden "Hicbir sey olmaz, sanki kiyafetim mi yok, degistiririm olur biter, masayi da islak mendille sildik mi tertemiz olur....":)
Bulent'e bu yil hacca gitmek kismet oldu. Birlikte gidebilmeyi cok istedim ama bu yil mumkun olmadi. Insallah onumuzdeki yillarda... O yokken yalniz kalmayayim, hem de bayrami birlikte gecirelim diye annemle babam geldiler. Arefe gunu ablamlara gectik. Coluk cocuk birlikte -bayram gibi- gecirdik bayrami. Teyzemler ve dayimlar da karsida oldugu icin onlarla da sik sik gorusme sansimiz oldu.
Gozumu kararttim arabayla goturup getirdim annemleri karsiya. Daha once de karsiya gecmistim ama yanimda ya ablam ya Bulent vardi. Yakin semtlere yalniz gitsem de karsiya gecerken nedense yanimda araba kullanabilen biri olmadan kendimi rahat hissetmiyordum. Bu takintimi da boylece asmis oldum.
Bayramdan sonra da, Bulent donmeden bir gun once Guldane Ablalar geldiler ailecek. Uc gun de onlarla birlikteydik. Kalabalik olunca tatilimiz de dolu dolu ve guzel gecti cok sukur. Bulent hacdan hasta dondu. Klimadan muhtemelen. Ondan Elif'e, Elif'den de bana bulasti. Bulent dun yorgunlugunu atamadan ve tam olarak iyilesemeden Uganda'ya gitti.Simdi iki hasta, birimiz bi koltukta digerimiz obur koltukta devrilmis koh koh oksurup yatiyoruz:((
5 Kasım 2010 Cuma
Bu yasima geldim ilk defa boyle bir manzaraya sahit oldum. Biraz daha bekleseymisiz nur topu gibi bir kavunumuz olabilirmis;)
Elif'e hamileyken IBB den boyamamiz icin bu laleyi gondermislerdi evimize. Hamile hamile boya kokusunu fazla solumamak icin hic ozenmeden boyamistim. Bu haliyle hicbir yerde gormeyi ummazken lale zamani gittigimizde Emirgan Korusunda gorunce cok sasirdim. Sukran'in annesinin tabiriyle hayvancagiz;) digerlerinin yaninda o kadar siradan ve sonuk duruyordu ki sergilendigine sevinsek mi uzulsek mi bilemedim:)
28 Ekim 2010 Perşembe
*Bir türlü dilinin dönmediği kelimelerden birkaçı daha:
.jpg)
.jpg)
