6 ay olmuş bloga bir seyler yazmayali. Masa üstü bilgisayarımız uzun zamandan beri bozuk. Fotografları aktaramadigim için blogu da ihmal ettim istemeyerek. Ayrıca eskisi kadar vaktim de olmuyor girmek için ama ins. yeni bilgisayar geldiginde o vakti oluşturmak için daha gayretli olacağım.. (Gecen yıl bloga eklediğim bir yıllık fotoları ve notları yanlışlıkla silmemin de büyük etkisi var sogumamda)
Bu yıl Elif ilkokula Umut da liseye başlayacağı için çok heyecanliydilar. Okulun ilk gunü Okula Elifle birlikte gittik. İki yıl anaokuluna gitmiş olmasına rağmen sanırım torendeki uzun konuşmalar, kalabalık, büyük cocuklar onu ürküttü, gözleri doldu elimi sıkı sıkı tuttu. Ama daha sonra bahçede yeni baslayan cocukları okula alıştırmak ve sevdirmek için düşünülmüş macuncu, pamuk sekerci, misirci, baloncu, palyaçolar vs. nin arasına karıştı arkadaşlarıyla. Okul açılmadan önce bir hafta oryantasyon programında kaynasmislardi zaten sınıf arkadaşlarıyla..
Yazın okulun psikologların gözetiminde TKT testi için okula cagirilmistik. Orada başarılı olduğu söylenip WISC R testi için Adem Güneş'in psikolojik danışmanlık ve egitim merkezine yönlendirdiler. Birkac hafta sonra iyi bir skorla o testi de geçtiğini öğrendik. Öğretmenler ve psikologlar gözetiminde yapılan oryantasyon programında da testlerden yeterli puanı alan 36 cocuğun yarısı eklenerek 18 i proje sınıfına girmeye hak kazandı. Elif de bu proje sınıfına dahil oldu. Umarım hayırlı olur.
Öğretmeninin erkek oluşuna üzülmüştüm basta ama tanıyinca bu düşüncem değişti çok şükür. Veliler olarak çok sevdik çok icimiz ısındı. En çok da cocuklari hic bir hususta sikmayacak rahat bir öğretmen olması, onlara olan şefkati hoşuma gitti. Ders konusunda katı ve hırslı öğretmenlere hiç tahammülüm yok. İkinci haftaya başladık güzel gidiyor çok şükür. Tek şikayeti okul ve evde ödevler yüzünden kitap okumaya zaman bulamaması. Tam bir kitap kurdu, babasının kızı! Yazın tatilde kendi kitaplarını bitirince benim kitabıma el koyup onu okumaya başlamıştı. Bayramda topladığı bütün paraları da kitaba yatırdı.
Okulunu sevmesine rağmen servis hostesi ilk haftadan Elif'i okuldan soğutmayı başardı. Ders çıkışı servise biraz geç kaldığı için azarlamış. Surat bes karis geldi. Okula sen götür diye tutturdu, ağladı... İlk isim ertesi gün şikayete gitmek oldu. Sofor ve hostes evliler. Cocuklarla iletisimi bu kadar kötü olan, bu kadar cocuk sevmeyen başka bir cift görmedim. Git baska is yap o zaman! Gecen yıl da Umut'u okula onlar götürüyordu defalarca uyarmıştım. Bu sefer cocuklari ayni servisi kullanan arkadasim Arzudan da destek alarak dogrudan şikayete gittim. Bir hafta icinde değişeceği söylendi bakalım merakla bekliyorum..
Haftasonları da Neslihan'in tavsiyesiyle Tarik ve Melihle birlikte mental aritmetiğe gonderiyorum.O kadar memnun ki. "anne daha zevkli daha eğlenceli başka bir şey olamaz" diyor. Dersler sabah olmasına rağmen yataktan fırlayacak kalkmasından da belli oluyor zaten ne kadar sevdiği. ( okulu da seviyor ama maalesef sabahları bu kadar istekli kalkmıyor)
24 Eylül 2013 Salı
5 Aralık 2012 Çarşamba
30 Ekim 2012 Salı
*Spadeggi, fuatör, motolikset, dabruka,... 5 yaşımızı doldurduk ama hala söyleyemediğimiz kelimeler var!
*Elif'i terliksiz görünce "Daha yeni iyileştin yine burnun akar, öksürürsün böyle yaparsan. Kendini korumuyorsun sonra sen çekiyorsun" diye uyardığımda "Ne çekmesi ben siliyorum bi kere" diye itiraz etti:)
*Abisinin son zamanlardaki en büyük zevki Elifle uğraşmak,onun sabrini zorlamak. (ergenlik ve sınav stresinin etkisi sanırım) Sinirlendikçe nasıl keyif alıyor, gülüyor...Sadece Elif'in değil benim de sabrım taşma noktasına geliyor çoğu zaman. Çocuklar maşallah bizim çocukken çok rahat kullandığımız salak manyak gibi sözcükleri kullanmıyorlar birbirlerine karşı. Kullananlari da yadirgiyorlar ve arkadaşlık etmek istemiyorlar. Artık o gün nasıl sinirlendirmişse abisi, kullandığı en kötü kelime olan "yaramaz" kesmedi "kızdıran insaaaaaaaan!" diye avazi çiktiği kadar bağırdı abisine. Biz gülünce de daha bir sinirlendi doğal olarak. O günden sonra da "kızdıran insan" kaldı Umut'un adı;)
*Hep Elif'in yeteneklerinden, başarılarından bahsediyorum. Umut'da bu yıl SBS ye hazırlanıyor. Dersanedeki 10 kişilik özel derece sınıfına girdi maşallah. Geçen yıl birinci dönemi 98 ortalamayla bitirmişti. İkinci dönem de aynı başarıyı gösterirse playstation alacağına söz verdi babası. İkinci dönemde 99 ortalama yaptı bizimki ve playstationı kaptı. Bu, eniştemin, namaza başlama karşılığında kuzenime elektro gitar alma sözü vermesine benzedi biraz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyesi geliyor insanın:)
*Geçen gün yaşayacağimiz son sıcak havaları değerlendirmek adına parka çıktık Elifle. Daha öncelerde de defalarca şahit olduğum gibi o gün de tam salıncağa binmek üzereyken başka bir çocuk Elif'i iterek salıncağa el koydu. Bizimki de kuzu kuzu çekildi kenara, pıstı kaldı öylece. Aylardır görüşemedigimiz amcalarına gittik gecen ay. Kendinden bir yaş küçük kuzeni ona kötü söz söyledi diye (ne demişse artık, söyletemedik de) burnumuzdan getirdi günümüzü. Durup durup iç çeke çeke ağladı. İki üç hafta önce de Ankara'dan Özlem gelmişti İstanbul'a. Ortak arkadaşımız Arzularda buluşacağız. Elif de arkadaşıyla görüşeceği için çok mutlu. Hatta yolda giderken " Çok uzun zaman oldu neye benzediğini unuttum Asude'nin" dedi.(yüzünü bile unuttum demek istiyor:)) Ben hasret giderirler, güzel güzel oynarlar diye beklerken Elif bütün gece suratı asık bir şekinde dizimin dibinde oturdu. Daha sonra evde öğrenebildik Asude'nin "sen bizim kadar güzel resim yapamazsın" demesine alınıp moralini bozduğunu. Kızcağız da muhtemelen Elif'in de onlarla resim yapması için, onu gaza getirmek için söyledi. Öyle olmasa bile hemen kırılıp küsmeye demoralize olmaya ne gerek var. Özgüven eksikliği midir, içe kapaniklik mıdır, fazla hassasiyet midir,.. adı her neyse tez zamanda kurtulsak çok sevineceğim.
